top of page

İlişkinin Tutkalı

  • seydakaraurgan
  • 14 Şub 2025
  • 2 dakikada okunur


İlişkinin Tutkalı
İlişkinin Tutkalı

Bir araya geldiniz, buna belki kader, belki şans, belki de tesadüf dediniz. Peki ya sonra? Neydi sizi bir arada tutan? İlişkinizin tutkalı ne? “İlişkinin tutkalı” tabirini Freud’un Dora vakasını ele alırken kullandığını okuduğumda üzerimde bir etki bıraktı. Bu etki ilişkiler üzerine düşünürken sormam gereken bazı soruları ortaya çıkardı.İnsanlar, bir zamanlar tamamen yabancı oldukları birini hayatlarına aldıktan sonra, nasıl oluyor da ondan ayrılmayı düşünmek bile dayanılmaz bir acıya dönüşebiliyor? Nasıl bu kadar kuvvetli bağlarla bağlanabiliyorlar? Hangi bilinçdışı fanteziler insanların bir çift olmasını sağladı? Birinin fantezisini öteki nasıl besledi? İlişkiye girerken gerçekten arzuladığımız şey partnerin kendisi mi, yoksa onun üzerinden anlamaya çalıştığımız, bilinçdışımızın yönlendirdiği bir arzu mu? Neden bir başkasına değil de tam da o gün tanıştığı, o şekilde bakan kişiye çekildi?  Bu sorulara vereceğiniz bireysel yanıtlar ilişkinizin devamlılığının sebepleri. Eş tercihiniz, parmak iziniz kadar benzersizdir.

Bilinçdışı fantezi kısmı ise ilişkileri anlamlandırmanın çetrefilli kısmı. Bilinçdışı kadar size içkin ama bir o kadar da dışınızda hareket edip sizden kaçmak için türlü taklalar atan bir yapı yok sanırım. Bu taklalara biz “ savunma mekanizmaları” diyoruz. Siz her ne kadar onu yakalamak için çabalasanız da o yine kaçmanın bir yolunu bulur. Yakalamaya en yaklaştığımız anlar ise kalp atışı gibi bir görünüp bir kaybolur. Dikkatli kulakların duyabileceği atışlardır bunlar. Belki bir psikanalistin karşısına geçtiğinizde cümlenizin hiç de görünürde anlamı olmadığını düşündüğünüz yere dikkat çekmesi bundandır. Kaçmaya çalışırken yakalamanızı ister. Konumuza dönecek olursak bilinçdışı fantezilerimiz bizi o ilişkiye zamk gibi yapıştıran şeyin ne olabileceği konusunda bir hayli fikir verir. Eğer ki bilinçdışı fantezinizde özdeşleştiğiniz kişi, kolay olanın kıymetsiz, zor olanın ise savaşmaya değer olduğunu düşünüyorsa; neden değer görmediğiniz halde o ilişkide kaldığınızın bir mantığı olduğu anlaşılabilir. Bir başkası için ise ihmal edilmek her ne kadar olumsuz gibi görünse de kendisini korumak zorunda olmadığı bir alan sunduğu için rahatlatıcıdır. Freud’un anlatımında, Dora’nın ilişkisi, kadınlık hakkında ona cevap sunabilecek Öteki’nin arzusunu anlamlandırma sürecinde bir bilmece rolü üstleniyordu. İşte bu, onların ilişkisinin tutkalıydı. İlişkinizdeki çelişkiler, cinselliğinizin ve arzunuzun nasıl işlediğine dair bilinçdışındaki çözülmemiş sorulardan kaynaklanır.

Lacan’ın dediği gibi, arzu Öteki’nin arzusudur; bazen bir ilişkide kalmak, yalnızca sevildiğimiz için değil, Öteki’nin arzusunu anlamlandırmaya çalıştığımız için mümkündür. Bağlılık, yalnızca bilinçdışı itkilerden doğmaz; bilinçli çabalar, seçimler ve karşımızdaki kişiyi olduğu gibi görme kapasitesi de gerektirir. Peki, ilişkinin tutkalı hâlâ işlevini sürdürüyor mu? Yoksa farkında olmadan, artık eskisi kadar güçlü yapışmadığını mı hissediyorsunuz? Bazı tutkallar zamanla esnekliğini yitirir, bazıları ise bambaşka bir forma bürünerek ilişkinin doğasını değiştirir. İlk başta bilinçdışı fantezilerle şekillenen bağ, zamanla bilinçli bir bağlılığa evrilebilir mi? Yoksa fanteziler beslenmeyi bıraktığında bağ da çözülmeye mi başlar?

İşte ilişkinin asıl sınavı burada başlar. Karşınızdaki kişi sizin geçmişinizin gölgesi mi olacak, yoksa birlikte yeni bir hikâye mi yazacaksınız? Tutkalınızın formunu anlamak, ilişkinizin gidişatını da anlamak demektir. Belki de en önemli soru şudur: Bugün birbirinizi neyin bir arada tuttuğunu gerçekten biliyor musunuz?


 
 
 

Yorumlar


© 2025 powered by Vue.

bottom of page