top of page

Aynayı Kıran Kadın

  • edakilicalbayrak
  • 7 Mar 2025
  • 3 dakikada okunur
Aynayı Kıran Kadın
Aynayı Kıran Kadın

Kadınlar günü, kadın..Kadını hangi ucundan tutsam da çekiştirmeden anlatsam diye düşünürken buldum kendimi. Sonra baktım ki benim bir ucundan tutup çekiştirmeden anlatmam için başka bir kadının da öteki ucundan tutmasına ihtiyacım var. Kadının dengesini bozmadan salınım halinde süzülebilmesi için ötekine ihtiyacı var. Ben bu yazımda ipin bir ucundan tutuyorum kadını. Lütfen diğer ucundan da siz tutun ki hep birlikte süzülelim dengemiz bozulsun ama sonunda yine kendi benliğimize dönelim. Sonra tekrar ve tekrar. Kendi yörüngemizi bulana kadar..


Kadın, yalnızca bir rolün, bir kimliğin ya da bir toplumsal konumun taşıyıcısı değildir; o, varoluşunun özünde hem yaşamı doğuran hem de ona şekil veren, akışı düzenleyen bir merkezdir. Psikanalitik perspektiften bakıldığında, kadın yalnızca kendi kimliğini inşa eden bir özne değil, aynı zamanda başkalarının gelişimine alan açan, onlara bir zemin sunan bir bağlayıcıdır.

 

Freud’un nesne ilişkileri kuramından esinlenerek söyleyebiliriz ki, kadın yaşamın hem nesnesi hem de öznesi olarak, sürekli bir denge arayışındadır. Ancak bu denge, ona sunulan koşullar içinde kendiliğinden oluşmaz; aksine, kadın onu inşa etmek ve korumak için mücadele eder. Ancak kadın, yalnızca bir eksikliğe yanıt olarak doğuran değil, aynı zamanda “oluşturan” ve “dönüştüren”dir. Bir düşünceyi büyütür, bir fikri şekillendirir, bir topluluğu bir arada tutar. Onun varlığı, ilişkilerde, iş hayatında, sanatta ya da bilimde bağlayıcı bir güçtür. Bir yönetmenin sahnesine kattığı ruh, bir yazarın kelimeler arasına gizlediği anlam, bir öğretmenin öğrencisinin dünyasında açtığı pencere… Bunların her biri, kadının varoluşundaki yaratıcı ve besleyici gücün yansımalarıdır.

 

Ancak kadın, içsel gücünü ve denge kurma kapasitesini her zaman ideal koşullarda sürdüremez. Dünyada ona atfedilen roller, beklentiler ve tarihsel olarak yüklenen anlamlar, onun kendi varlığını tanımlamasını zorlaştırır. Kadının özne olarak kendini var etme çabası, çoğu zaman çevresel koşullar, toplumsal normlar ve bilinçdışından gelen içsel çatışmalarla sınanır.Tarihe baktığımızda ve günceli takip ettiğimizde; kadın yalnızca denge kuran bir figür olmaktan çıkmış, aynı zamanda bu dengenin sürekli tehdit altında olduğu bir dünyada mücadele eden bir varlık olagelmiştir. Kadın tarihte hep "çekiştirilmiştir". İçsel arzuları ile dış dünyanın talepleri arasında sıkışan kadın, özne olma mücadelesini yalnızca bireysel değil, kolektif bir bilinçle de yürütmek zorunda kalır. Bu yüzden onun mücadelesi sadece kişisel değil, kuşaklar boyunca aktarılan bir mirasın devamıdır. Kadın, yalnızca düzeni koruyan değil, aynı zamanda o düzeni sorgulayan ve yeniden inşa eden bir güçtür.


Kadın, kendi varlığını tanımlarken yalnızca dış dünyanın yansımalarına bakmaz; o, kendi içsel dünyasının derinliklerine inerek özünü bulur. Başkalarının ona biçtiği rollerden sıyrıldıkça, kendi sesini daha gür duymaya başlar. Lacan’ın ‘ayna evresi’ kuramından ilhamla söyleyebiliriz ki, kadın kendisini başkalarının gözlerinde ararken bir noktada aynayı kırar ve kendi imgesini kendi yaratmaya başlar. İşte tam da burada, onun en büyük özgürlüğü filizlenir: Kendini yalnızca ilişkiler içinde var eden bir nesne olarak değil, kendi hikâyesinin yazarı, kendi arzularının öznesi olarak görür. Kadın, varoluşunun yalnızca bir yansıma değil, bizzat kendisinin inşa ettiği bir yapı olduğunu fark ettiğinde, o yapıyı yeniden şekillendirme gücünü de eline alır. Onun özne olma hali, yalnızca başkalarının ona tanıdığı alanlarla değil, kendi açtığı yollarla genişler.

 

Ve her kadın kendi imgesini inşa etmeye başladığında, bir düşünce filizlenir, bir ilişki dönüşür, sanat yeni bir yol bulur, bilim eskiyi sorgulayıp yeniyi doğurur. 

 

Kadın, hayatın kendisidir. Akışı düzenleyen, dengeyi koruyan, dengeyi bozan ve yeniyi var eden, varlığıyla dokunduğu her şeyi dönüştüren bir merkezdir. Onun gücü, başkalarıyla kurduğu bağlarda, kendini var ediş biçiminde ve yaşamı sürekli yeniden inşa edebilmesinde saklıdır. Bu güç, geçmişten bugüne değişmeyen ve nesiller boyunca aktarılan bir mirastır.


Hayatı başkalarının gözünden yaşayan bütün kadınların, günü geldiğinde aynayı kırabildiği yarınlar diliyorum. Arzularını sahiplenmek en çok kadınlara yakışıyor.


 
 
 

Yorumlar


© 2025 powered by Vue.

bottom of page